RİZE SİYASETİNE, RİZE AKADEMİ DÜNYASINA VE İLİM-İRFAN ÇEVRELERİNE RİZE’DEKİ STK’LARA SESLENİYORUZ:

Yayınlama: 26.04.2026 16:17
A+
A-

Anadolu, bize sadece kılıçla vatan olmamıştır.
Kılıcın ötesinde, onu hakikatin emrine alan bir varoluş anlayışı esastır.

Anadolu irfan mektebinin öğrencileri; baba, eren, ata, gazi ve sufi geleneğinin temsilcileri olarak girdikleri her yerde çatışmacı modeli, insanın aklı ve kalbiyle barışa dönüştüren bir anlayışın taşıyıcısı olmuşlardır.

Kalplere dokunan, paylaşmayı esas alan; sırtındaki heybesinde taşıdığıyla “bir insanı dirilt ki bütün insanlığı diriltmiş olasın” müjdesini gül dağıtır gibi yayan ve toplumsal yapıyı irfanın sosyolojisine dönüştüren bir model inşa etmişlerdir.

SOSYOLOJİK OLARAK ANADOLU’NUN TAPUSU OLAN ŞEHİRLER.

Kadim tarihimizde, özellikle Selçuklu’da itibaren Anadolu’da “sosyolojik tapu “niteliği taşıyan şehirlerimiz vardır. Bu şehirlerde başkasının hukukuna tecavüz edilmez kamu malına ise hiç el uzatılmaz bir kültürün esas olduğu hırsızlık az, ahlaksızlık sınırlı, adaletsizlik ise kabul edilemezdir.

İnsan, kendini ahlak ve maneviyatla anlamlandırır; insanı çürüten hiçbir unsura izin verilmez.

Ramazan’da iftar saati büyük bir heyecanla beklenir, iftar anında şehir üzerine bir sükûnet çöker.

Herkes kendini güvende hisseder; kapılar açıktır, dükkânların anahtarları üzerindedir. Çünkü insanlar, aldığının karşılığını bırakacak kadar yüksek bir ahlaki seviyeye sahiptir. Cuma namazı büyük bir heyecanla beklenir ve sonrasında çay ocaklarında sohbetler edilir.


RİZE ANADOLU’DAKİ SOSYOLOJİK OLARAK TAPU ŞEHİRLERİMİZDEN.

Rize de Anadolu’nun bu sosyolojik tapu şehirlerinden biridir.

Ancak özellikle son beş yılda, yapay zekâ ve dijitalleşmenin küresel ölçekte dayattığı pagan sosyolojisinin etkilerini inkâr edemeyiz.

Bu tür saldırılar tarihte ilk kez yaşanmamaktadır.

Moğol istilası döneminde de bu topraklar büyük bir travma ve çöküş yaşamıştır.

Ancak o yıkımın ardından İslam dünyası kendini toparlamış, öncesinde İmam Gazali gib isimler istilanın tahribatını silme noktasında son derece önemli merkez olmuştur.

Bugün ise yapay zekâ ve dijital araçlar üzerinden dayatılan pagan psikolojisi ve yaşam biçimi, Moğol istilasından daha kapsamlı ve çok ama çok tehlikeli bir kuşatma ve istila gerçekleştirmektedir.

Bu noktada şehirleri yönetenler; kamu kurumları, akademi, kanaat önderleri, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları ve büyük aileler, bu kuşatma karşısında teslim olmamalıdır.

Şehir anbean gözlemlenmeli; “Bu şehrin sosyolojisine ne oldu? Bu çürüme neden bu kadar hızlandı? Bu ahlaki zafiyet nasıl bu kadar yaygınlaştı?” soruları açıkça sorulmalıdır. Yuvarlak masa toplantıları, çalıştaylar düzenlenmeli; şehir adeta nakış işler gibi yeniden işlenmelidir. Özellikle şehrin münevverleri öne çıkarılmalı, onların düşünceleri şehrin dokusuna işlenmeli ve bir düşünsel dönüşüm başlatılmalıdır.

Biz de soruyoruz:
RİZE’DEKİ SOSYOLOJİK ÇÖZÜLMENİN ŞİDDETİNİN FARKUNDA MISINIZ?

Rize’de yaşanan sosyolojik çözülmenin ne kadar hızlandığının farkında mısınız?

“Kökler ve Kanatlar” paneliniz kıymetlidir, ortaya koyduğunuz çalışmalar değerlidir.

Üniversitenin, sayın rektörün gayretleriyle bilimsel anlamda geldiği noktaya elbette saygı duyuyoruz.


ŞEHIR TARIHSEL KODLARINDAN UZAKLAŞMA YOLUNDA HIZLA MESAFE ALIYOR VE ŞEHRI YÖNETENLER AYAKLARINIZIN ALTINDAN HALININ KAYDININ FARKINDA MISINIZ

Ancak, şehrin sosyolojik olarak nasıl bir çürüme sürecine girdiğini fark edip akademi kanaat önderleri sivil toplum eğitim dünyası kamu yönetimi bu konuda şehirle birlikte düşünmüyorsa, hepimizin durup yeniden değerlendirme yapması gerekir.

Eğer Rize gibi Anadolu’nun sosyolojik tapusu olan bir şehirde, genç nüfus arasında ahlaki zafiyet hızla artıyor ve bu durum sürekli yükselen bir eğilim gösteriyorsa, hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmek zorundayız.

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.