Bir Değerin Ardından: İdris Türk ve Ardında Bıraktığı İz

Yayınlama: 30.03.2026
A+
A-

Bazı insanlar vardır…
Hayatınıza sessizce girer ama etkisi bir ömür sürer.
Bazı isimler vardır… Sadece bir insan değil; bir duruş, bir yol, bir istikamettir.

Ben İdris Türk’ü 98-99 yıllarından beri tanımanın onurunu yaşayanlardanım.
Daha lise yıllarımda hayatıma dokunan, yön veren, el uzatan bir büyüğüm…
Bir ağabeyden öte… Adeta hayat yolculuğumda bana istikamet çizen bir mihmandardı.

Sivil toplum nedir, insan için mücadele etmek ne demektir, bir davaya gönül vermek nasıl olur…
Bunları kitaplardan değil, onun hayatından öğrendim.

Yıllar içinde yollarımız sadece kesişmedi… İç içe geçti.
Aynı yolda yürüdük, aynı derdi taşıdık, aynı hayalin peşinden koştuk.

Bahçelievler Of Hayrat Birleşik Makililer Derneği’nde uzun yıllar basın danışmanlığı görevini yürütürken; onunla omuz omuza çalıştım.
Ama bu sadece bir görev değildi…
Bu bir emekti.
Bu bir davaydı.
Bu bir gönül birlikteliğiydi.

Derneğin web sitesinin kurulmasından sosyal medya hesaplarının açılmasına…
İlk paylaşımlardan içerik üretimine…
Organizasyonlardan duyurulara…
Dernek içinde yapılan birçok “ilk”te, birçok değişimde, birçok yenilikte birlikte imzamız vardı.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu çok net görüyorum:
Orada sadece bir dernek büyümedi…
Orada bir ruh inşa edildi.
Bir birlik kuruldu.
Bir dayanışma kültürü oluştu.

Ve o yapının temelinde İdris Türk vardı.

Çünkü o, masa başında oturan bir başkan değildi…
Sahada olan, insanın içine giren, derdi dinleyen, çözüm arayan bir gönül adamıydı.

Gecesini gündüzüne katardı…
Kendi hayatını ikinci plana atar, başkalarının derdini kendi derdi gibi sahiplenirdi.

Bir hemşerinin işi mi var?
Bir ailenin sıkıntısı mı var?
Bir gencin yol gösterilmeye ihtiyacı mı var?

Hiçbirini geri çevirmezdi.

Ama onu asıl farklı kılan şuydu:
Bunları asla bir makam için yapmazdı…
Bir koltuk için, bir unvan için, bir siyasi beklenti için değil…

Gerçek anlamda “insana hizmet” etmek için yaşardı.

Dostlarına değer veren, kimseyi ayırmadan sahiplenen, bir telefonla dert dinleyen, bir adımla çözüm arayan bir karakterdi.
Gösterişten uzak ama etkisi derin…
Sessiz ama iz bırakan bir hayat yaşadı.

Özellikle Trabzon, Of, Hayrat ve Makili camiası adına verdiği mücadele…
Kurduğu bağlar…
Birlik adına ortaya koyduğu irade…

Bu sadece bir dernekçilik hikayesi değildi.
Bu bir sevdaydı.
Bu bir hayaldi.
Bu bir idealdir.

Birleşmek” onun için bir kelime değil, bir hedefti.
Makililer arasında kurmaya çalıştığı o güçlü bağ, o dayanışma ruhu…
İşte onun en büyük davasıydı.

Ve o, bu davayı son nefesine kadar omuzladı.

Bugün belki birçok kişi bu kaybın büyüklüğünü tam anlamıyla idrak edemeyebilir.
Bugün belki “bir başkan vefat etti” denilip geçilebilir…

Ama ben buradan açık ve net söylüyorum:

İdris Türk gibi bir değerin yokluğu…
Bugün değil…
Yarın…
Belki daha da sonrasında…
Ama mutlaka çok daha derinden hissedilecek.

Çünkü bazı insanlar yokluklarıyla daha çok anlaşılır…
Eksiklikleri zaman geçtikçe büyür…
Hatıraları ise her geçen gün daha da kıymetlenir.

Onun yokluğunda;
Bir araya gelmesi gereken insanlar daha zor bir araya gelecek…
Bir telefonla çözülen meseleler büyüyecek…
Birleştirici o güçlü irade eksik kalacak…

Tıpkı Federasyon Başkanımız İsmail Şatiroğlu’nun söylediği gibi şimdi kim Trabzon Dernekler değil de Dernekleri Federasyonu yazısına dikkat edecek, kim o kadar ona hassas olacak.

Ve işte o zaman herkes aynı cümlede buluşacak:
“Keşke İdris Türk olsaydı…”

İşte o zaman…
Onun değeri çok daha net anlaşılacak.

İdris Türk Başkanım
Yaşarken kıymeti bilinen ama yokluğunda çok daha fazla özlenecek bir isimdi.

Bugün onu rahmetle anıyoruz…
Ama biliyorum ki yarın…
Çok daha büyük bir özlemle, çok daha derin bir saygıyla anılacak.

Ben kendi adıma şunu net söylüyorum:
Bugün yaptığım her işte, attığım her adımda, kurduğum her cümlede onun emeği, onun izi, onun öğretisi var.

Ve biliyorum ki bu sadece benim için değil…
Onun hayatına dokunduğu yüzlerce, binlerce insan için de geçerli.

Geride bıraktığı en büyük miras ise;
Birlik olmanın, beraber yürümenin, insan için mücadele etmenin ne kadar kutsal bir yol olduğudur.

Rabbim mekânını cennet eylesin…
Makamını âli kılsın…

Bizlere de onun bıraktığı bu büyük emanete sahip çıkmayı nasip etsin.

Çünkü bazı insanlar ölmez…
Onlar, yetiştirdikleri insanlar kadar yaşamaya devam eder…


Mikrofon Delisi / 30.03.2026 – 00:28

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.